Coğrafya

dscf5309KONUMU VE YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ

Doğanşar, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeydoğusunda; Karadeniz ile İç Anadolu Bölgesi arasında yer alır. Doğanşar, 40-41° kuzey paralelleri ile 37-38° doğu meridyenleri arasında kalmaktadır.Doğanşar, doğusunda Koyulhisar, batısında Hafik, Kuzeyinde Almus ve Reşadiye, güneyinde ise yine Hafik ve Zara ilçeleriyle komşudur.

Doğanşar genelde dağlık bir araziye sahip olup; topraklarının yarısından fazlasını 1500-2000 m arasında olan saha teşkil etmektedir. Asmalı Dağ ile Tekeli Dağı ve Doğanşar ile Kösedağ’ın uzantısı olan Kabaçam dağ silsilesi arasında derin vadiler mevcuttur. Yine Yeşilırmak’ı besleyen küçük dereler bazı vadileri teşkil etmektedir.

DAĞLARI VE YAYLALARI

Dağları: Doğanşar’ın batısında yer alan Tekeli Dağ (2624 m), Asmalı Dağ (2406 m) ve Dumanlı Dağ’a (2170 m) karşılık doğusunda Tozanlı Irmağı (Yeşilırmak) ile Kelkit Nehri arasında uzanan Kabaçam dağ silsilesi bulunmaktadır. Diğer dağ ve tepelikler ise şunlardır: Karabacak (2385 m), Timininçal (2252 m), Karlıkçalı (2201 m), Toroluk Tepesi (1992) m), Çaltepe (1983 m), Cıbıl (1940 m), Bakırlıbeli (1567 m), Cücü Tepesi (1447 m), Tavşantepesi (1455 m) ve Taşlıktepe (1460 m).

Yaylaları: Doğanşar, Sivas’ın en fazla yaylaya sahip ilçesidir. Bu konuda geniş bilgi için Doğanşar İlçesi ve Köyleri Belgeseli kitap çalışmasına bakınız.

AKARSULARI VE GÖLLERİ

Akarsuları: Yörenin en önemli akarsuyu Yeşilırmak’ın ana kolu olan Tozanlı Irmağı’dır. Tozanlı Irmağı Köse Dağı’nın batı tarafından doğar. Şerefiye’yi geçtikten sonra derin bir vadide akarak Doğanşar önlerinden geçip Kelkit’le birleşerek asıl Yeşilırmak’ı oluştururlar. Tozanlı Irmağı’na Hafik taraflarında Abaş Irmağı adı verilmektedir. Doğanşar topraklarından geçerken Dipsizgöl, Göl ve Tekeliiçi çaylarıyla Tozanlı Çayı’nın da sularını alır.

Gölleri: Doğanşar’ın muhtelif yerlerinde göller bulunmakta. Ancak, bunlar önemli büyüklükte değiller. Yörenin en önemli gölleri Dipsizgöl ile Sülükgölü’dür.

Dipsizgöl: Küçük bir göldür. Derinliğinin bilinmemesi sebebiyle bu ismi almıştır. Göl çukur bir yerde olmasına rağmen su seviyesi pek yükselmez. Çünkü sularının fazlası bulduğu bir yolla Doğanşar karayolu ve etraftaki arazinin altından geçerek birrkaç yüz metre mesafedeki dereye akmakta ve aktığı yerde bir şelaleyi oluşturmaktadır.

Sülükgölü: Bu göl de küçük bir göldür. Gölün özelliği, içinde yer alan sülüklerin bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmasıdır

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bitki örtüsünü, Sivas ve çevresine göre daha zengin olan ormanlar ve bozkır oluşturmakta. Bu konuda gelecek nesillerin aynı hatayı tekrarlamaması için bir özeleştiride bulunmak istiyorum:
1940 ve hatta 1950’li yıllara kadar Doğanşar’ın % 90’ının ormanlarla kaplı olduğu anlatılmakta. Dört-beş metre çapındaki ağaçlardan bahsediliyor. İnsanların korkudan giremedikleri, gökyüzü görünmeyen çam ve gürgen ormanlarının yerinde bugün yeller esmekte. Sayısız dağ ve tepe artık çıplak. Alaçam’daki çamların sadece adı kaldı. Peki, ne oldu bu ağaç ve ormanlara? Tamamı, yakacak ve kereste için mi tüketildi? Keşke öyle olsaydı. 1940’lı yılların büyükleri ormanların günahını hiçbir zaman ödeyemezler. Doğanşar’daki ormanlar bir cehaletin sonucu olarak tüketilmiş. Sayısız ihtiyarı dinledim. Anlattıkları insanın tüylerini ürpertiyor. Bakın, ağaçlar niçin kesilmiş:

-Katran ve boya hammaddeis olarak kullanmak,
-Çam kabuğunun altındaki seri yemek,
-Ağaç kesimi konusundaki iddialaşmalar, yarışmalar,
-Koca bir ağacın içini yakarak hayvan yemliği yapmak,
-Tarla açmak,
-Aynı meyildeki ağaçları yarıya kadar kestikten sonra, rüzgârda domino taşları gibi düşüşlerini seyretmek,
-Şahıs ormanlarının ise tehdit ve intikam duygusuyla kesilmesi

Bu yanlışların sonucu olarak 1960’lı yıllarda Doğanşar insanı, yakacak temini için dahi ağaç bulamaz oldu. Kesilen tek ağaç için köyler arasında kavgalar çıkmaya, silahlar patlamayabaşladı. Bu sebeple keçi kaldırıldı. Ormanların korunması ve geliştirilmesi için kararlar alındı. Karara aykırı davrananlar komşuluktan reddedildi. Doğanşar’ın şimdiki güzide ormanları, işte bu kararlılığın neticesinde, yeniden canlandı.

Günümüzde, Doğanşar’ın hemen her tarafında çam, gürgen, yabani fındık, meşe, karaağaç, dağkavağı, ahlat, ekşi elma, ıhlamur, kumrut, öküzgötü, paltakotu, havgidi, mamukeriği, domuz eriği, tavşanelması, çetirez, daraklık, kurtbağrı ağaçlarına rastlamak mümkündür.

Sulanabilen yerlerde ise en çok söğüt ve kavak ağacı dikkati çekmekte. Elma, armut ve erik çeşitleri, vişne, ceviz, kiraz, mahlep çokça yetiştirilmektedir.

Bozkırda hakim bitki topluluklarının başında keven gelmekte. Keven toprağın bekçisidir. Erezyonu önleyerek bozkırın sürekli yeşil kalmasını sağlar. Ot ve samanın yetmediği uzun kışlarda hayvan yiyeceği olarak söküldüğü olmakta. 1980’li yıllarda aşırı sökülmesi sebebiyle halk, sökümünü yasaklamıştı.

Doğanşar yöresinde kendiliğinden yetişen diğer bitkiler ise kövrek otları, diken çeşitleri, yabani yoncalar, sığın, kekik, madımak, yemlik, evelik, kuzukulağı, kömeç, karga bıdiği, sahlep, çayırsoğanı, devetabanı, buğdeyik, kıskınuk, üçgül, gırzancuk, yavşanotu, çiriş, ısırgan, gelin parmağı, kabalak.

Doğanşar’ın dağ ve yaylalarında rengarenk sayısız çiçek çeşidi göze çarpmakta. Bazıları şunlar; lale, çiğdem, menekşe, gagaç, navruz, sümbül, karçiçeği/kardelen, tütiye, katırtırnağı, çayır çileği, koyungözü/papatya, gelincik, küpkıran, kuyrukyaran, mermük otu, keş çiçeği, gurbet çiçeği.

Sulanabilen her yer, çayır ve yoncalıklarla kaplı.

Cevapla